4 Mart 2009 Çarşamba

....

Babacığım.
İnanırmısın bilmem, görüyor musun onu da bilmem ama bana her şey şu son günlerde seni daha çok hatırlatmaya başladı... Aslında bilmiyorum ben de pek, hani hoş şeyler değil bana seni hatırlatan şeyler ama bir şekilde onların buna vesile olması tek tesellidir.
Sen bizi ansızın bir yaz vakti 4 gün ağlatıp da sonra terkedip gittikten beri çok büyüdüm, çok geldim yanına seni selamladım, toprağını elime aldım, temizledim, ne biliim bişeyler yaptım senin için belki görüyorsundur diye... Çünkü baba o kadar çok özledim ki seni bunu kelimelerle ifade etmek ancak ve ancak çok kısa bir süre için rahatlamamı sağlar.. Ben de öyle yapıyorum işte bu siktiğimin dünyasında elde kalanlarla ufak tefek şeylerle seni yaşatmaya uğraşıyorum... Sana gösterip de senin sevgini kazanabilecek her insana, tanısan da tanımasan da seni anlatıyorum, yaptıklarından bahsediyorum, beni büyüttüğün o yılları anlatıyorum, bunları anlatırken huzur buluyorum... Önüme geleni ardıma koymuyorum babacığım bundan hiç şüphen olmasın...
Ha dersin ki, ben ne yaptım da beni bu kadar anlatıyorsun, ben buna çok kızarım... bunu bilmiş ol tamam mı!
Senin yaptıklarının hangi birini anlatırım veya hangi birini yazarım bunun hesabını yapmadım, yapamam da. Hatta bilmiyorum ama sanırım seni tek kelimeyle de özetleyebilirim. ''Oğlun burda ve seni yıllar sonra tüm yapaylıklara tüm yanlışlara tüm yozlaşmışlıklara rağmen buraya yazıyor ve karşında sevgi ve arzusundan doğan içten gözyaşlarını döküyor'' diyebilirim...
Ne biliim be baba, pazar günleri hep söz verdiğin gibi beni lunaparka götürdüğün günlerden bu yana bir tek ahtapot kaldı.. Üstelik hala o ahtapotun emniyet kilidi insanın elini parçalayabiliyor. Değiştirmediler onu.
Bakırköyden dönerken gelik restoran çıkışında biraz ilerdeki yerden bana aldığın KOKO'lar, tadından çok şey kaybetse de yine KOKO olarak bana seni hatırlatabiliyor.
Bostancıda bir çıkmaz sokakta sırf benim pizza hut'dan imzalı basketbol topu alabilmem için yeni aldığın arabayla kaza yaptığını filan hatırlıyorum o sokaktan geçerken mesela. Tabi şimdi ne basketbol topu kaldı ne de pizza hut. Taşındı ordan yok orda öyle bi yer.. üstelik o yol da asfalt değil artık beton tamamen.
Klüp reşat'a da şey oldu baba, elimizden aldılar orayı... hatta sen gittikten sonra fazla vakit geçmeden dayım da senin yanına geldi... Bilmiyorum, artık beraber güneşlenebileceğimiz, senin önümde cin-tonik içebileceğin ve akşam üstü tango dinleyebileceğimiz bi yer kalmadı... Sen de kalmadın, o da kalmadı be baba...
Senin ardından kalanların üzerine bir sahtelik bir yapaylık geldi... Tabi bunlar tamamen ortadan kaldırıldıktan sonraki süreçte oldu. Merak etme, enazından sen de gittiğin gibi bazı şeyleri yanına aldın ve kimsenin kirletmesine izin vermedin. Teşekkür ederim.
Bu arada Yeşilyurt spor klübünde annemle özel bi gecede yemeğinizi yerken aldığınız, ümithan kaydıraktan düştü haberiyle o kıyafetlerle oyun parkının kumlarına koştuğunuz, ve senin bana tokat attığın yerde güller bitti bunu biliyorsun değil mi? Bilmiyorsan dahi ben sana söylüyorum baba, senin olduğun her yer, dokunduğun, damganı bastığın her yer benim için çok özel olmaya ebediyete kadar devam edecektir... Belki yaşasan o gün hatalı olduğunu bile söyleyebilecek kadar insan'dın ama kusura bakma, ben o gün iki gram iş yoğunluğunuzun arasında o hareketi de yapmamalıydım ve sizi rahat bırakmalıydım... O yüzden üzülme sakın...
Bu arada baba, ben bir vefasız olduğumu düşünüyorum kendimin. yanına sık sık gelemediğim üzre... Lütfen beni affet... Aslında annemin dahi yanımda olmadığı vakitlerde ben yanına geldim tek başıma, annem ve kendim için, seni tanıyan tanımayan, seven sevmeyen herkes için bi iki cümle kurdum içimden... Bilmiyorum adına okumak üflemek mi denir ama ben içimden gelen bir şekilde sana bir şeyler söyledim lütfen onları unutma.
Seni hiç unutmuyorum elbette, hala beraber galatasaray'ın maçlarını seyrediyoruz aslında. Hatta baba, kupaya doğru gidiyoruz tıpkı 2000 senesinde olduğu gibi... sen gitmeden 1 ay önce olduğu gibi... Hatta baba o kupayı o kadar çok kaldırmamızı istiyorum ki........... Ama popescu olsun istiyorum, arsenal'e penaltıyla kazanmasını istiyorum galatasaray'ın kupayı... Oooof of.... İnşallah diyelim... Yine havalara uçarız bakarsın!
Haco'nun nilgün'ü gitti sen yokken, reşat gitti, fehmi gitti.... halam, aras amcam ve ANNEM kaldık... Merak etme, turgay abimle senem ablam geliyolar senin yanına saolsunlar. Hatta sana en son geldiğimde onları görmek üzereymişim az kalsın, onlar benden önce davranmışlar, birkaç gül bırakmışlardı.. Hatta saolsunlar su bile doldurmuşlardı suluğa kuşlar için....
Annem iyi, o da arıyo seni çok ama iş dolayısıyla o kadar yorgun ve o kadar yoğun ki seni ihmal ediyor. Merak etme ki ben onun selamlarını yanımda getiriyorum gelirken sakın telaşlanma...

Ben sözlerimi bitiriyorum şimdilik.. Merak etme burdayım ve iyiyim her şey güzel gidiyor, daha da güzel olacaktır emin ol!.
Bir de baba bugün haber aldım. n'oolur Aras amcam'a yanına gelmemesini söyle oldu mu......

Sevgiler babacığım... Kal sağlıcakla...

seni çok seven Oğlun.

Hiç yorum yok: