19 Nisan 2009 Pazar

it's probably me

uykunun fena ağır bastığı vakittir şu vakit..
söylemem gereken bişiy varmıdır yokmudur o da belirsiz olsa dahi yine iki çift ufak şey söyleyip yatmaktır olay... ayrıca hemen sıcağı sıcağına sabahında onun okunuyor olması mutlu etmektedir nitekim...

söyledim çok bugün, hep söyledim gerçi... uykumla biranın yarattığı ekstra uyku ve yorgunluk, bide üstüne eklenen az uyumanın verdiği asalaklık şuan hakim olsa da yine tekrar edebilirim.
zaten biz anlaştık, ne bilim insanların yapıların farklı olduu konusunda, kimi öyle kimi de böyle... bunu değiştiremeyiz. bi gün aranan kriterlerde olan bi insan ertesi gün tamamen alakasız, istenmeyen arzulanmayan halde olabilir, bu çok doğaldır.. tabi kimi zaman bunu kaldıramasak ve düşüncelere dalsak, dalıp gitsekte öyledir. yapıcak tek şey kabullenmektir... kabullendik de zaten...

uyku hakimdi en son sana. uyumayı dene, az uyusan dahi uyandıın vakit yinede bi nebze normale dönücektir herşey emin ol.. hiç ama hiç moralini bozma. burdayım yanındayım... uyandır gerekirse, sor, anlat, sorgula, ağla, gül........
burdayım hep...
istediğim gibi...
teşekkür ederim bu güzel gün için. büyüklüğün için, onca zorluk arasında yine de ben böyleyim diyebildiğin için.....
binlerce...

uyudum ben şimdi, dayanılmaz ayakta durmak biliyosun...

günaydın geŞtalt.........!

18 Nisan 2009 Cumartesi

bilgisizliğini seviyorum. çünkü sen daha yeni başladın...

uyku baba yarısıdır öncelikle...
buzullar da erimemeli hiç?!

beklenmedik şuursuz ve sade anlarımı anlamlı kılmakla, renklendirmekle hüküm giymiş özel insan bi yanda, sevindirmek, kendince mutluluk duyduğu bu özel vazifesini bugün en güzel, en masum, en sessiz, en sakin şekilde yerine getirmesi diğer yanda...

akabinde bi efendime söliim poker face halleri... içinde bulunulan durum bu kısaca yoğun uyku gelimine rağmen. nede olsa onun dediği benim dediim benim dediim onunkisi oldu. kopya hatsafhada eha.

sen...?
niye üzüldün? niye kapandın odana, çıkmadın yürümedin.. niye elin dolaptaki biralara yetişti bi tek.......
biliyorum. anladım, anlattın...
haklı olduunu da biliyosun..
sonuçta sen bensin.. duygular, hisler, olanaklar vs...
aynılar... yoğunlar!

binlerce özür....
seni o halde gördüüm için, görüpte birşey yapamamanın verdiği mutsuzluğa belkide ortak ettiğim için...

tek istediğim
huzur ve mutluluk...

vermek ve almak.. iki vermek bir almak benim için...
özel...
olduğun için.

sıradanlık?
o sadece yazılarda. her ne kadar kabul edilmese de.
arapça bile yazılsa anlam yine aynı anlam, kelimeler yine aynı...
fakat, anlatılmak istenen farklı..
senin gibi.. sana özel...
bu bir şans belkide, iki taraflı bahşedilmiş...

üzülme, tek olduunda hiç...
sen ki, yanlızlığın ödülü bu değil senin için............

belki onca karmaşa, onca ''savunma'' arasında savunamadın, savurdun yüzüme bişeyi...
ödülse bu olsun ödülü...
kelimeler, cümleler, harfler ve onun getirileri olmasın hiç...
karşılıklı olsun, karşı karşıya cereyan etsin herşey.
korkutsun yokluklar.
bir isim belirsin, ü gelsin o anda aklına ilk.
ya da onun himayesi altında gelen herhangi bir şey, nesne, soyut ya da somut...
başka yerde başkasına diil, şu zamanda bana diye mutlandırsın...

çünkü bunu istiyorum...
çok!

''kendini inandırmaya çalıştıın şeyler,
bir diğer yanda gerçekler....''
soyut değil somut onlar!
hissedilebilir... soyutlanmamış asla...
sen?
hayır!

...

taş yok, balon var. zararsız...
yok olmak yok. pembe ve yumuşak yastığında uyumak var...
rüyalar görmek, paylaşmak var sadece...........

mutluluk bu değil midir?

şimdi
sorgu yok, suhal yok, uyumak var güven-himaye içinde...

17 Nisan 2009 Cuma

baba oğul kutsal ruh

bazı ufak tefek şeylerin açığa çıktığı birden söylendiği bi gün oldu bugün...
öncelikle bunu söylemek istedim ehe. harika bi şekilde son buldu.. bulmak üzre yani birazdan.....

başlangıçta pekte iç açıcı şeyler yaşanmadı elbet, uzak ama eskiden yakın olduum arkadaşımın kötü günü hakimdi gündüze. Baba vefatı... Çok zor be, çok...
toprağa verdik hep birlikte... ne bilim camide arkadaşları dostları uzak yakın herkes ordaydı... dualar okundu, saflar tutuldu derken duaların tamamına katılmayıp kendi içimden bildiğim kullandığım dilde iyi niyetlerimi sunmakla yetindim... mutlu oldum be, valla mutlu oldum böylesiyle de...
Nur içinde yatsın...!!

eh...
babamın vefatı aklımdaydı elbet... caminin hiç görmeyi beklemeyeceğim kadar düşünmediğim kadar kalabalık oluşu, her köşeyi kenarı şenlendiren samimi çelenkler çiçekler vs...
harikaydı çok... bunlar geldi aklıma ilk anda... Seveni bol bi insanın oğluymuşum meğer, onu anlamıştım o vakit...
sonra arkadaşlarım aklıma geldiler. düğünlerdeki ceket gömlek pantolon şekilli halay pozisyonundaydık dostlarımla, ama tabiiki eğlenmiyoduk... kollarımız omzumuzdaydı, hep bir temas halindeydik birbirimizle... ruhum gitmişti o gün, ayakta tutmaya çalışıyolardı daha 17 li yaşlarda çocuklar olmamıza rağmen büyümüşte küçülmüş, arkadaşlık-dostluk ve en önemlisi sevginin en saf halinin provasını ve uygulamasını bi arada yapıyor ve en güzel şekilde yerine getiriyor misali.
hiç unutamıyorum...
hiç...
özledim be. özeldin be baba... çok özeldin!!!
kuzenlerimle kızlı erkekli, daha cinsiyet farkındalığı olmadığı vakitler oynadıımız evcilik oyunundaki plastik yiyecekleri gördüğün vakit, işten gelmiş yorgun argın halinle orada uyuyakalman ve ağzının suyunun akması, ve buna gülmemiz kıkır kıkır ehe....
bunları bana yaşattığın için çok mutluyum be baba... inan çok mutluyum...
ağlamicam... uzatmıyorum o yüzden..
uykudur niyetim acil.. yarın okul var gidilecek, rutin...

yakında gelicez yanına, sana bi misafir de getiricem ehe, çok beğeniceksin onu...
belki kulağıma fısıladayamicaksın ne kadar güzel olduğunu, ve yanımdaki o şahane duruşunu...

ama ben bunu senden duymuş kadar olucam o yüzden hiç merak etme, sen rahat ol oldu mu...

sana biraz detay vereyim;
her günüme bir anlam katan birisi oldu kendisi. Ve gerçekten güzel. her anımda benim yanımda oldu nerdeyse kısacık zamanda... en kötüsünü de yaşadım, belki biraz uzaktı ama benimleydi be o kadar diim ben sana... sesi soluğuyla yanımdaydı...
ama en iyisini yaşatır hep, bayılır bide kendi güler ehe. tertemizdir. yağmurda solucanlara basmadan yürür, her daim dansını eder hareketli müzik duyduu vakit... hatta mayın tarlasında bile dans etmişliimiz vardır ehe, ince uzun mayınlar... ikisini patlattı gerçi!................
anlatıcam sana, daha bi çok şeyi... merak etme.
Kötü şeyler yaşadım baba, bunlarıda geldiğimizde seninle paylaşıcam söz...
şimdi sırası diil duramam patlarım, hiç itirazsız salarım kendimi...
ah bide ben sana biraz utangaç birini getiricem ayrıca ehe. seni ilk kez görüceği için pek bi huysuz olucaktır yanımda belki ama şirinliktir o aslında şimdiden söyliim ehe.
bugün eşsiz bi şekilde utandı zaten benden... uzaktık sana ama yanımda görürsün ve bana hak verirsin...
seversin işte be ehe sevilmicek biri diil, lakin halimi de gördükten sonra buna emin olucaksın, hak vericeksin...
kendisi uyuyo şuan.
güzellik uykusu eha artık daha nekadar olabilicekse..............
burnu filan çok muntazam, gördüünde estetiğin zararları üzerine bi iki çift laf etmeni dilerim...
zaten biraz sen konuş artık, sesini özledim...
kendi sesim seninkine benzemeye başladı iyice, hatta bazen bu babamın sesiydi diyorum ansızın. ama hep öyle sürmüyo, daha bikaç on sene sonra filan aynı olucaz ehe.
gelicez yakında oldu mu, merak yok asla.....
...
uyumaktır şuan şart olan.
ama beraber....... aynı yerde gibi...

iyi geceler pembe!..

16 Nisan 2009 Perşembe

united future organization - no problem (video)



hayatımın anlamıdır kendisi.....

There was a magical time
ages ago
innocent magical time
no problem, no

Times of a child led by the hand
innocent child, innocent land

Now all is changing too fast
changing too much
and complications all grow
no problems, no

Stress is our way
like no way out
there seems no road
to turn about

But then... then Egyptian sages will tell
the first time when the first old knowledge was knew
we must remember it now
almost too late
how to be children again
live without hate
look at our fate
in problems clime
no sense or rhyme
this problem time

So now, how to turn our problems around?
remember what the wise man tought all to see
why can we go there again?
no problem time
using our hearts not our heads
sending our love to everyone
the stars and the sun
light up our love, no problem time
bitti mi? bitmedi....
u.f.o. - no problem eşliğinde geçirilen yarım gün nerdeyse mevzubahis...

hislerin tavan yapmasına ramak kalmış ve hatta zaman zaman yaptığı dakikaların başlangıcı demek oluyo...
ama elbette erken yatılacak.. erken dediğim de gece 2 ye tekabül ediyo ne vahim eha.

son bi sigara daha diyerek geçirilen dakikalar, ve tüketilen 4. sigaradır bu sigara...
ama iyi gidiyo be. problem yok nası olsa...
dinlediği şarkıya göre muamele faslı... ilginç çok...

çok bişey yazmicam aslında. bundan kısa zaman önceki yazımda zaten herşeyi belli ettim ehe, nebilim orda herşey sonuçta...
zaten birini de uyuttum, sabaha ya okur ya okur, böylece tavrım da havada kalmamış olur oh olur ddfhkd...

kafamda bi ampul belirdi.. o ampul elbette kendimce çözüme yönelik bir fikir ama onu söylemek için daha biraz erken...
du bakalım, önce bunu ailevi yönden tartışmak da gerekir hani. Ciddi bişiy çünkü...
Belkide dolaylı yoldan oluverir ama onda biraz endişeliyim, pek bi inancım yok güvenim olsa dahi... zaten orda bitiyo herşey...

Fazla açıklık getirmek istemediğim üzre konuyu başka yönlere çekmektir niyetim.
şöyle bi bakındım bi yerlere, bişeyler hakkında fikir aldım.. aslında ağzımın payını da aldıım süreç oldu denebilir ehe.
ama önümde hiç bi engel olmadıını gördüm ve bu güzel bişiydi.
dikkatli olduğum taktirde, belli bi plan dahilinde hareket ettiğim vakit neden olmasın...

du bakalım... en kötü ihtimal...
bi bakıma en güzel ihtimalin dahilinde olan...
biraz uç bi noktadır benim için...

vakti zamanında buna benzer bişeyi yapmıştım, herşey bi anda gelişmişti ve pek bi vakit kaybı olmadan istediğim şeye ulaşabilmiştim... Tabi bu bahsettiğim biraz daha tuzlu ve cömert oranda da biberli...
daha zamanı var elbet...
öyle ya da böyle benim için iyi olacak bişey olarak baktığım vakit fazlasıyla cazip geliyo ve hiç endişelendirmiyo...
neyse, şimdilik biraz rahatladıım söylenebilir.. stresim azaldı denebilir nihayetinde...

tam bir kapalı kutu olarak sözlerime önce devam etmek sonra sonlandırmak istiyorum fazla vakit kaybetmeden...

hayal ettiğin bişeyin olması kadar güzel bişey olamaz heralde... özellikle hayal ettiğin şey tekil değilse... kimseyi üzmeyecekse, bazı kriterlere uygunsa neden olmasın dimi ehe...
hislerin baskın olduğu, basmaktan korkmadığı, ''s virajına 180 le girerim aga, arabam sağlam'' misali bir eminlik ölçüsünde bir şeyler istiyor ve bekliyorum....
Bu beklentilerin her iki yönden uygunluğu önce tartışılır ve eğer hay haysa uygulanmalıdır diye düşünüyorum cömertçe...
veya ben bir ineğim alakasız.................
neyse konu o diil...
bir duvar düşün... yolun sonunda durur öyle.. veya çıkmaz sokak...
girilmiştir oraya, görürsün girerken aa bu çıkmaz yol be dersin.
ama ardında bişiy gizlidir ve bilirsin, yada tahmin edersin...
girersin akabinde ve ilerlemeye devam buyurursun...
arabanla ilerlersin ilerlersin ve yolun sonuna gelirsin.. orda bi düşünürsün acaba mı dersin, bu mu yolun sonu dersin...
duvarın ardına bakarsın, belki yüksekçedir, veya amansızca duruveriyodur dimdik...
aman be dersin... oturur bi sigara yakarsın ve işe koyulursun...
parkettikten sonra arabanı tabanlar devreye girer, yürürsün ve duvarı şöyle bi süzersin...
arkasındakini biliyor olduğun ve nereye açıldığını hissediyor olduğun veya tahminince kafanda kurduun düşüncelerden yola çıkarak yallah dersin, bi ayağını basarsın çukurca bi yerine... elini de attın mı duvarın yukarsına, o an senden mutlusu yoktur...
çünkü aşmışsındır o duvarı...
arkasında ne var ne yok merakın ağır basar... şöyle bi üstten üstten bakarsın...
sonra aklına geride bıraktıın bikaç şey gelir...
ama o bıraktıkların bi amaca hizmet edemeyeceği için orda kalması daha bi yeridir dersin...
o an orda yukarda, tam tepede, gözünün önünde beliren gerçeklikler,
kısaca yolun devamı ağır basar...
ben buraya nasıl çıktıysam şimdi ordan inicem ve yoluma devam edicem der ve aşağıya doğru özensiz ama emin adımlar atarsın.. veya atlarsın...
sonuç olarak bi bakmışsın ki yine karşında bi duvar...
ama;
arkasında yolun geri kalanı duruyor...
belki ayakların geri kalanında sana yardımcı olucak yegane parçan olucaktır, fakat bir işi başarmanın verdiği, önünde duran yolun devamının yarattığı merak hissiyle ilerlemeye devam edersin sorgu sual yapmadan....
ne kadar doğru bilinmez ama bi gerçekliktir bu, bildiğin yoldan ilerlemek her zaman için bilmediğinden daha kesin ve emin sonuçlara varmaktan daha az popülerdir...
bu sayede hayatta çok şey kaybedilir, çok şey kazanıldığı gibi.. veya nötr devam edilir o bakımdan.. bunun ölçüsü olmayabilir belkide. emin diilim...
fakat bildiğin yoldan ilerlemek elbette en doğrusudur...
yaşa ve gör mantığıyla hareket etmektense, yaşicam ve görücem diyerek nağralar atmak, hieyyt baabında çok makuldür...
nitekim yaşayıp neyi görüceksindir ?
neyi görmek istiyosundur. yolun nereye olduğudur mevzu.. duvarın ardında olacakları duvarın bi diğer yanından bardak yardımıyla duymuş olmaktır.

duvarlar olmasındır.......
bırak gitsindir öle yada böyle...
cılızca ve ürkekçe burda ima etmemdir..... ama bilerek, isteyerek..
çok.........

günaydın çankırı!

15 Nisan 2009 Çarşamba

anne ısırmak, akabinde morartmak???
yok artık demekten kendimi alamadım bi an ehe...

biramın keyifli geldiği şu dakikalarda bastıran uykumun şiddeti, birayı tam sonlandırmadan terkine doğru yol aldırıyo sanki.
böyle bi özlü sözler bi efendime söliim edebiyatlar bilmemneler.... racona ters!

gel gelelim sona yaklaşıyorum
ve
bahsetmem gereken yegane iki şey var ondan bahsediim uyumadan önce...

birincisi düne nazaran bugünkü halet-i ruhiyem arasında dağlar kadar fark oluşu...
mutlu bi haber aldım bi konuda ve bu mutluluk, insanlara verdiğim mutlulukla birleşti ve ekstra mutluluk verdi bana. Sonucunda her şey daha iyiye doğru ilerleyecek ve bunu bilmek güzel...
Bu konuda tek zorluk olsa olsa ruhen ve bedenen, hatta belkide daha çok ruhen yaşanılan yorgunluk olsa gerektir.
Bazı şeyler vardı zaten, bazıları buna eklendi, tuz biber oldu, bazıları çok mutlu etti birkaç yorgunluğu söküp aldı malum. fakat yinede şöyle bir dönüp baktıım vakit yorgun olduğum apaçık ortada gibi gözüküyo.
tabi bunun kötü şeylere yol açacağını sanmıyorum elbette. zamanla, doğru insanlarla, doğru zamanlamayla, biraz çabayla ve hislerimi rahatlıkla paylaştığım, dokunabildiğim, yakın olduğum özel insanın da en içten yardımıyla rahatlıkla aşılacaktır... zaten o yardım diil, başka bişey... Tarifi yok, hiç bişey aklıma gelmiyo yazı dahilinde ehe. Apayrı.......
Eminim ben buna...

Kolay diilmiş beyinen yorgun olmak, ben bunu gördüm ehe. Daha zaten sıcağı sıcağına... Hadi bakalım.

bir diğer bahsetmem gereken, içimin içimi yediği nokta belli zaten aslında...

Bilir misin, hayalini kurduğun bi şeye yaklaşırken aşama aşama ilerlersin, nebilim böyle her şeye rağmen en bi sıkı sıkıya sarıldığın şeydir o senin, veya olmuştur sonradan...
Ve kaydettiğin, geçirdiğin her aşamada bi şeyleri tadıyo olursun... İyi ya da kötü...
hep de iyiye gitmez yani hani ehe polyannacılık yoktur her daim... Onlar sadece hayallerdir anca...
ama bu öyle diil işte..
Kısa zamandır, bi bakıma aslında uzun zamandır yaşadığım bir çok şey, hep iyiye doğru gitti bi konuda.. Ne olduğu belli zaten ehe...
Ne bilim her günün kendine has güzel bir anısının olması. büyük mutluluk...
Hep olmaz bu hayatta, veya bi yaştan sonra belli zaman dilimlerinde kısa yada uzun süreli fakat uzun aralıklarla gerçekleşebilicek bi olaydır... Belkide kimisine göre tektir bir daha olmayacaktır veya benzeri bakımından asla bir diğeri yaşanmayacaktır...
bilmiyorum...
daha dün ne iken bugün neyim... Dün ne iken bugün ne olduk... İlerde ne olacağız kim bilir?...
hayatımın her bi açılımını yapıyor olmaktan zevk duyduğum insan şimdilerde tek bir açılıma evsahipliği yapıyor...
ehe bunu kim bilebilirdi ki. düşününce insanın kalbini yerinden sökercesine güzel bi baskı uyguluyo, memnuniyet uyandırıyo, tebessüme maal veriyo bolca...
Mutluyum be her şeye rağmen...
Tek diilim enazından, en büyük roket, ateşleyici ve destek odur belkide kim bilir...
İşte arkama aldığım şey bu...
Bakalım daha neler görücez..

görmek istiyorum...
olabildiğince...
limitsiz pizza ile doyum daha bi ayrı oluyo zaten biliosun. ben de bildiim üzere ehe...

iyi geceleri burdan demicem.

secret?

sağ diye beklerken sol vurulmuşa döndüm bugün.... detaylardan bahsetmicem elbette. bi konuda öyle oldu ama şu an bunu hiç takmıyor, hatta dalga bile geçiyorum.. ve bunu samimi ve güçlü bi şekilde yaptııma dair bahse girsem yeridir ehe..

acayip işler, beklenmeyen, kimsenin beklemediği şeyler oluyo hayatta ne tuhaftır. Bazen ve hatta çoğunlukla planlamadığın yönde oluveriyorlar. Hayatın en uç noktaları nedense hiç beklenmedik anlarda ortaya çıkıveriyolar. Çıksınlar bakalım, lafım yok... korkum hiç yok!

sevdiğim dostlarımın ufak bi kısmıyla kısaca 2 insanla beraber oldum bugün. Çok mutluyum öncelikle... Birisiyle pek bi yıldızım barışmıyodu son bi aydır ki bu tam aksine döndüğü için daha bi mutluyum... Her şey normal seyrinde denebilir... İhtiyacımız olan şeyin ta kendisi. zaten hep vardı, hep öyle olacak kişisi... Hadi bakalım hayırlı olsun vatana millete.
Diğeri hayatımda daha sonradan var olan ama şimdiye dek tek bir ters hareket, söz ve davranış gözlemlemediğim, benden 5 yaş küçük ve son derece mantıklı ve akıllı bir insan. Hiç tereddütsüz çağrıma yanıt verdi, önce suratı asıktı, sonra düzeldi ki bizim aramızda asık suratlı olmak yoktur. dargınlık vs. barınamaz, barınamicak da!

Arkadaşlıklardan bahsettim bugün. arkadaş ortamımızdan, diğer insanlarınkinden vs.. Kıyaslamalarla geçti yürüyüşümün bi bölümü... Ortak paydamız da bizimkisinin hiç bir yerde olamayacağı yönündeydi ehe. Zaten hep böyle geçti günler ve geçmeye devam edecek...
Bu asla bir megalomanya diil, gerçeğin ta kendisi ve bundan dolayı çok mutluyum...
Kısaca özet geçiyorum elbette. çünkü uzatmaya hiç gerek görmüyorum inanki. Her şey çok olduğu gibi çünkü. aynı anlatıldığı gibi...

İçimde gizli kalmış ve bir süre daha gizli kalmaya devam edecek bir yarım yamalak ''sır'' var...
Ne olduğunu söylemicem taa ki her şey yoluna girene kadar...
Bilen bilir. Hele bir yoluna girsin, o zaman o sırrın arkasından edilemeyecek laf, bi efendime söyliim küfür olsun beddua olsun veyahut aşağılama küçük görme olsun ehe bunların hepsi birer birer, fener opera tarzında çıkıvericek marş halinde ağızlarımızdan... Ben bunu hayal ettim...........

Her şeye rağmen....

Düşündüğüm, düşünmeden duramadığım, uyku faslının sadece uyuma kısmı dışında, bazen de uyuma faslında bir rüya olarak benimle olan, hayallerime ortak olmayla huzuruna biraz da olsa huzur katan, dinleyen, gören-yaşayan, ''yaşatan''... Çoğunlukla tercüman olan, ehe mesleğinin varlığını unutup tamamiyle her görüşe her yardıma açık olan, bunu çok seven... gülmeyi çok seven, güldüren, kahkahalar attıran, nefessiz bırakan, yürek hoplatan, düşündükçe kalp atışlarıma yön veren...
güzel
özel..
zeki
içten
samimi
ortak
seven
sevilen...

sanma ki bu kadar şey biliyorum sadece... Ben bildiklerimi buraya yazsam eminim zorlanırsın okumakta ehe çünkü büyükçe bi yer tutar. Bu da iyi olmaz belkide senin için...
belki o an bişey istersin, ve onu yapamazsın... İçinden gelir ama içine atarsın...
Üzülürüm ben ona be, çok üzülürüm işte.
Bir defa oldu.
Pembe dedim ilk o gün hatta hatırlarsın ehe...
İstemiştin çok..
ama ulaşamamıştın............
Biliyosun, ben de istemiştim. İstemez olur muyum ehe...
Hep........

Ben?! neler istiyorum da tutuyorum kendimi bizim için.
ama senin tutmana dayanamıyorum, kendini üzebilicek olmandan korkuyorum en ufak şekilde de olsa...
Her şey layıkıyla olsun, yürüsün istiyorum. Çünkü ihtiyacım olan bu...
çünkü,
Layık'sın..............

canım.

yarın..
olsun artık.......
özledim!
ihtiyacım olan tek şey sahile yakın bi yerde akşamleyin seyir eden bir gemi,
ve bana eşlik etmen o anda...
gerisi umrumda değil ehe...